Blog Listem

  • - *ERSAĞ * *ÜYE OL PARA KAZAN* *HELAL ÜRÜN KULLANMAK NASİP İŞİDİR.* *ERSAĞ ÜYELİK FORMU* *ERSAĞ HELAL SERTİFİKASI* *ÜRÜNLERİMİZ BİTKİSEL VE HELAL DIR* http://...

HAMİLELİKTE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER


HAMİLEYİM


HAMİLE İKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Sigara ve alkol kullanmayınız. Hekim önerisi dışında ilaç almayınız. Hekiminizin önerdiği demir ilacını düzenli olarak kullanınız. Uzun süre ayakta durmayınız. Günlük işleriniz sırasında kendinizi yormayınız. Bisiklet sürme, tenis oynama, kayak yapma gibi sporlardan uzak durunuz. Mesleğiniz gereği de olsa ağır nesneler kaldırmaktan, zararlı :-):-):-):-)l, kimyasal madde ve radyasyondan uzak durunuz. Yolculuktan önce doktorunuza danışınız. Bol ve rahat giysileri seçiniz. Alçak topuklu rahat ayakkabılar giyiniz. Pamuklu iç çamaşırları giyinin ve iç çamaşırlarınızı günlük olarak değiştiriniz. Yüzük ve bilezik gibi takılar takmayınız. Diş bakımına özen gösterin. Sabah uyanınca, akşam yatmadan önce ve her öğünden sonra yumuşak fırça ile, yavaş hareketlerle dişlerinizi fırçalayınız. Röntgen ışınlarından sakının. Çok fazla zorunlu olmadıkça radyolojik inceleme yaptırmayınız. Her türlü canlı aşıdan sakınınız. Düşük riski yok ise son aya kadar cinsi ilişkide bulunmakta sakınca yoktur. Haftada en az bir kez ayakta; duş alır biçimde, ılık su ile banyo yapın. Meme bakımına özen gösteriniz. Sarkmayı önlemek için çok sıkı olmayan askılı, pamuk dokumalı sutyen giyiniz. Dolgunluğu önlemek için hafif parmak dokunuşları ile masaj yapınız. Bol su içiniz. C vitamini ve kalsiyum yönünden zengin gıdalar (Turunçgiller, süt ve süt ürünleri) seçiniz. Lifli besinleri tercih ediniz. Gebelik boyunca 10-12 kg’dan fazla kilo almamaya özen gösteriniz. Gebeliğiniz boyunca cep telefonunuzu karın bölgenizden uzak tutunuz RAHAT BİR GEBELİK İÇİN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

















































































RAHAT BİR GEBELİK İÇİN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER




 

Anne Adayları Lütfen Dikkat!


Hamile kadınlar her zaman birşeyleri dert 

ederler.Soluduğumuz hava kirli mi?İçtiğimiz su temiz mi? Eşimin içtiği sigara 

yada bu sabahiçtiğim kahve bebeğimin sağlığına zarar verebilir mi? Ya dişçide 

çektirdiğim röntgen?Bu tür kaygılar hamileliği gereksiz yere sinir bozucuhale 

getirebilir. Ama bilgi; hem bunlardan kurtulmanızı sağlar hem de sağlıklı bir bebeğiniz olma olasılığını arttırır.Hamileliğiniz 

sırasındabebeğinize zarar vermemek istiyorsanız lütfen aşağıdakilere bir göz atın: ALKOL Hamileliğimizin ikinci ayına 

kadar genellikle hamile kalındığından habersiz olduğumuz için;bunu bilmemiz halinde asla yapmayacağımızşeyleri, 

bilmeden yaparız. Hamilelik süresince fazla içki içmenin bebekte birçok soruna yol açtığı gösterilmiştir.Bebeğin kan 

dolaşımına giren alkol miktarının annekanındaki alkol yoğunluğuna yaklaşık olduğu ve annenin aldığı alkolü 

bebeğinde paylaştığı göz önüne alınırsa bu pekde şaşırtıcısayılmaz. Alkolü bedenden atmak için gereken süre 

bebekte annenin iki katıdır.Yani anne hafif çakırkeyifken, bebek sarhoştur. Hamilelik boyunca ağır alkol alımı (günde 5-

6 kadeh şarap,bira, rakı) ciddi doğum koplikasyonlarının yanı sıra bebekle ilgili alkolsendromunada yol açar. Bu 

durumda bebek normalden küçüktür ve genellikle zihinsel özürlüdür.Baş, yüz, kollar, bacaklar ve merkezi sinir 

sisteminde(beyin ve omurilik) bir çok yapı bozukluğu vardır.Ayrıca bu bebeklerde yenidoğan döneminde(doğum 

sonrası ilk 28 gün) ölüm oranı yüksektir.Bebekte daha sonra çocukluk dönemindede öğrenimsel, davranışsal ve toplumsal 

uyumla ilgili sorunlar oluşur. İçki içmeyi sürdürmenin riski doza bağlıdır,ne kadar çok içerseniz ,bebeğinize vereceğiniz 

zarar o kadar çokolur. Hamilelikte orta derece alkol tüketimi bile(günde 1-2 kadeh) düşük riskinin artması,düşük doığum 

ağırlığı ve doğum sırasında komplikasyonlar gibi çeşitliciddi sorunlara yol açabilir. Çocuklar büyüdüğündede 

davranışlarını,öğrenme yeteneklerini ve çevrelerine gösterecekleri uyumuetkilemektedir. Bazı kadınlar hamilelikleri süresince hafif örneğin geceleri bir kadeh i

çmelerine karşın sağlıklı bebekleri olabilir.Ancak bunun hiçbirgarantisi yoktur. Hamilelikte güvenli alkol dozu, eğer 

varsa bilebilinmemektedir. Eğer gün sonunda yorgunluğunuzu atmak için bir kokteyl almayı veya akşam yemeğinde bir 

kadeh şarap içmeyi adet halinegetirdiyseniz, belkide şimdi bu yaşam biçiminizi değiştirmenin tam sırasıdır.Gevşemek içim 

içki alıyorsanız müzik, masaj, ılık banyo,spor, okuma gibi başka yöntemleri seçebilirsiniz. SİGARA Hamilelikten önce 

içtiğiniz süre ne kadar olursa olsun sigaranın gelişmekte oln bebeğe zarar verdiği konusunda kesin bir kanıtyoktur. Ama hamilelik sirasında içilen sigara kesin ve belgelenmiş 

hasarlarvermektedir. Sigara hamilelikte düşük ve ölü doğuma sebepolduğu gibi çeştli komplikasyonlarda sigara içen 

annelerde çok daha sık gözlenmektedir.Bunlar arasında vajinalkanama, anormal plasenta yerleşimi,plasentanın erken ayrılması,erken kese yırtılması ve erken doğumdur. 

Sigaranın en sık rastlanan etkisi ise düşük doğum ağırlığıdır.Sanayileşmiş ülkelerde küçük doğan bebeklerin 

üçte birinden sigara sorumlututulmaktadır.Düşük doğum ağırlığı ise bereberinde artan hastalık ve bebek ölüm riskini getirir. Sigaranın başka potansiyel riskleride vardır.Anneleri 


sigara içen bebeklerde apne (ani soluk almanın durması)olasılığı fazladır. Sigara içmeyen annelerin bebeklerine göre Ani Bebek Ölüm Sendromu iki kat f

azladır.Ayrıca genelde sigara içen annelerin bebekleri 

içmeyenlerinki kadar sağlıklı değildir. Bu bebeklerin büyümelerinin sigara içmeyen annelerin bebeklerinin 

büyümelerine yetişemediğine, uzundönemde bedensel ve zihinsel kusurları olduğuna ve hiperaktif olduklarına dair 

kanıtlar vardır. Bir çalışmada hamilelik sırasında ve sonrasında sigara içen annelerin çocuklarının solunum 

sistemi hastalıklarına daha yatkın olduğu,diğer çocuklara göre daha kısa boylu oldukları ve okul başarılarının daha az 

olduğu gösterilmiştir.Bütün bu yan etkilere sebep olan karbonmonoksitzehirlenmesi; annenin kanındaki yüksek oranda karbonmonoksitin plasenta yolu ilebebeğe geçmesi ve 

bebeğin daha az oksijen almasıdır.Sigara içtiğinizde bebeğiniz duman dolu bir rahmin içine hapsedilmişolur, kalp 

atışları hızlanır. Hepsinden kötüsü büyüyemez ve gelişemez. Haberler hep kötü değildir. Bazı çalışmalar hamileliğin erken döneminde sigara içmeyi bırakan kadınların(4.aydan önce 


olmalı) bebeğe zarar verme riskini sigara içmeyen annelerle aynı düzeye indirdiğini göstermektedir. Daha erken olması çok daha iyidir ama son ayda bile sigarayı bırakmak, doğum 

sırasında bebeğe giden oksijen akımını korumaya yardımcı olur.Bazı kadınlar için sigarayı bırakmak hamileliğinerken 

döneminde ani bir tiksinti geliştiğinden çok kolaydır.Eğer bu kadar şanslı değilseniz, başka yöntemleri hatta hipnozu 

biledeneyebilirsiniz. İnsanların çoğu sigarayı bıraktıklarında yoksunluk belirtileri yaşarlar.Bu belirtiler ve yoğunlukları kişiden kişiye değişir.En sık görülenler sigara için çok şiddetli 

özlemduymak, sinirlilik, kaygı, huzursuzluk, eller ve ayaklarda uyuşma,baş dönmesi, yorgunluk, uyku ve mide bağırsak 

bozukluklarıdır. Bazı insanlar ise başlangıçta hem bedensel,hemde zihinsel güçlerinde azalma hissederler.Bütün bunlar geçici durumlardır ve bunları azaltmak için birşeyleryapabilirsiniz. Kahveden kaçının, çünkü sinirliliğinizi arttırabilir.Dinlenin, alıştırma yapın (nikotinden aldığınız 

uyarının yerini doldurmak için).Zihninizi bir kaç gün dinlenmeye bırakın, zihinsel çaba gerektirmeyen işler 

yapın,sinemaya yada sigara içmenin yasak olduğu yerlere gidin.Sigarayı bırakmanın kötü etkileri birkaç gün ile 

birkaçhafta arasında sürer,ama yararı siz ve bebeğiniz için yaşam boyu devam edecektir. Sigara içmek yalnız içen kişiyi 

değil,çevresindeki herkesi etkiler.Buna karnında gelişmekte 

olan bebeği ile anne adayıdadahildir. Bu nedenle eşiniz,evinizde yaşayanlar yada yan masada çalışan iş 

arkadaşınız sigara içtiğinde neredeyse sizin içmeniz kadar etkilenecektir.Eğer eşiniz sigarayı bırakmayacağını 

söylüyorsa,ona en azından evin dışında yadasizden ve bebeğinizden uzakta içmesinisöyleyebilirsiniz. Sigarayı 

bırakması elbette hem kendi sağlığı hemde bebeğin doğduktan sonraki uzun dönem sağlığı için çok dahaiyidir. Çalışmalar, annenin yada babanın sigara içmesinin 

çocuklarında solunum sorunlarına ve akciğer gelişiminde bozulmaya neden olduğunu göstermiştir. KAFEİN Kafein 

kahve, çay, kola gibi içeceklerde bulunur ve annenin aldığı kafein plasentadan geçerek bebek kan dolaşımına 

girer.İnsanlar üzerinde ve gelişen bebeğe kafeinin nasıl bir etki yaptığı yada zararı olup olmadığı henüz tam açıklığa 

kavuşmuş değildir.Ama en son çalışmalardan biri günde 2 fincan kahve eşdeğeri kafeinin düşük riskini iki katına 

çıkardığını göstermiştir.Anne adaylarının eldeki bilgilerartana kadar kahve içmemeleri daha akıllıca olur. Kafeinli kahve, 

çay yada kolayı bırakmanız için başka ek nedenlerde vardır.Hepsinden önce bunların idrar söktürücü etkiside 

vardır,anne ve bebek sağlığı için gerekli olan sıvı ve kalsiyumu bedenden uzaklaştırır.Sık idrara çıkma sorununuz 

varsa, kahve bunu arttıracaktır. İkinci olarak, kahve ve çay özellikle krema ve tatlandırıcılarla kullanılıyorsa tıkayıcıdır ve gereksiniminiz olan besinlere karşı iştahınızıtıkayabilir.Kola 

yalnız tıkayıcı değildir,aynı zamanda bazı kimyasal maddeler ve gereksiz şeker içerir. Üçüncüsü kafein hamilelikte normal duygu durumu dalgalanmalarını arttırıp,yeterince dinl

enmenizi engelleyebilir. Dördüncü olarak kafein sizin ve bebeğinizin ihtiyacı olan demirin emilmesini engelleyebilir. 

Yapılan bazı araştırmalar göstermiştir ki,aşırı kafein tüketimi anormal kalp atımı,hızlı solukalma, yenidoğanda titremeler ve 

ileriki yaşamında şeker hastalığı gelişimi ile sonuçlanabilir. Kafein alışkanlığınızdan nasıl kurtulursunuz? İlk adım bırakmak için bir motivasyonunuz olmasıdır.Bu hamilelikte 


kolaydır,çünkü amaç sağlıklı bir bebeğiniz olmasıdır.İkinci olarak kafeine niçin düşkün olduğunuzu belirlemeli ve bu 

ihtiyacınızı gidermek için yerine neler koyabileceğinizi bulmaktır.Eğer kahvenin yadaçayın tadını seviyorsanız ve 

sıcak bir içecek sizi çekiyorsa,kafeini alınmış olanları seçebilirsiniz. Ama en sağlıklısı tüm bunların yerine%100 saf meyve sularını tüketmenizdir.Eğer kafeinin uyarıcılığına 

gereksiniminizvarsa, daha doğal ve daha uzun etkili uyarıyı alıştırma veiyi besinlerden,sizi canlandıracak birşey 

yapmaktan (dansetmek, koşmak, yürüyüş) alabilirsiniz. Kafeini bıraktıktan sonra kuşkusuz bir kaç günkendinizi kötü 


hissedeceksiniz ama daha sonra herzamankinden iyi hissedeceksiniz. Kafein tiryakilik yapan bir maddedir ve aniden bırakanlardabaş ağrısı, sinirlilik, yorgunluk, uyuşukluk 

gibi yoksunluk belirtileriolur. Bu nedenle kafeini yavaş yavaş bırakmak daha akıllıcaolur. Fincanınızı her gün biraz daha 

azaltarak,en sonunda hiç içmemeyi başarabilirsiniz. Şu önerilere dikkat edin • Kan şekerinizin ve enerji düzeyinizin 

düşmesine fırsat vermeyin.Protein ve karışık karbonhidratlardan zengin besinleri küçük porsiyonlar halinde 

ve sık yiyin. • Her gün bol egzersiz yapın. • Uykunuzu alın.Bu kafeinsiz daha kolay olacaktır. X IŞINLARI (RÖNTGEN) Hamilelik sırasında çekilen röntgenlerin güvenli 

olup olmadığı karmaşık bir konudur,ama tanısal amaçlı çekilen bu filmlerin bebeğe zarar vermesi çok nadirdir.Röntgen ışınlarından yayılan radyasyonun zarar 

verip vermeyeceğini üç etken belirler.Birincisi;radyasyon miktarıdır.Cenin ve bebekte ciddi hasar yalnızca çok yüksek dozlarda (50-250 rad)oluşur.Çağdaş röntgen araçları çok 

nadir olarak 5 rad dan fazla ışın yaydıkları içingenellikle bir sorun oluşmaz. İkinci etken, ışının ne zaman alındığıdır. Çok yüksek dozlarda bile yumurtanın rahme yerleşmesinden önce 


dokunun etkilenme riski yoktur.Bebeğin organlarının gelişiminin erken dönemlerinde (döllenme sonrası 3-
Zzarar görme riski vardır. Ama bu yalnızca yüksek dozlarda gerçekleşir. Üçüncü etken ise, rahmin gerçekten ışına maruz 

kalmasıdır.Günümüzün röntgen cihazları,görmek istenen alanı iyi belirlemekte ve diğer bölgeleri ışından korumaktadır.Röntgen filmlerinin çoğu anenin karın ve kalça 

bölümüne böylece rahme gelecek ışınları önlemek için kurşun bir levha ile çekilir.Ama karın röntgeninin bile zararlı olma olasılığı 10 rad dan fazla ışık yaymadığı için yoktur. Ama tabiki ne kadar küçük olursa olsun gereksiz risk almanında bir mantığı yoktur.Bu nedenle genellikle acil önemi olmayan röntgen çekimlerinin doğumdan sonraya 

ertelenmesiönerilir. Bebeğin röntgen ışınlarından zarar görme olasılığı düşük olduğu için,anne adayının sağlığı açısından gereken bir röntgeninde çekilmesinden vazgeçilip 

anne tehlikeye atılmamalıdır. Hamilelik sırasında röntgen ışınlarının küçük zararı aşağıdaki kurallara uyularak en aza 

indirilebilir: • Sizden röntgen çektirmenizi isteyen doktora hamile olduğunuzu mutlaka söyleyin. • Hamilelik sırasında çok gerekli olmadıkça röntgen çektirmeyin. • Yerine daha güvenli bir tanısal işlem kullanılabiliyorsa röntgen çektirmeyin. 

• Eğer röntgen şartsa,ehliyetli ve güvenilir bir merkezde çekilmesine özen gösterin. • Teknisyenin uyarılarını dikkatle 

dinleyip,özellikle çekim sırasında kımıldamamaya dikkat ederek,çekimin yinelenmemesini sağlayın. • Hepsinden önemlisi röntgen çektirmeniz gerekiyorsa,zamanınızı olası zararları hakkında kaygılanıp durarak geçirmeyin.Unutmayın 

ki, emniyet kemerinizi bağlamayı unuttuğunuz durumda bile bebek daha büyük bir tehlike altındadır. ŞEKER YERİNE 

KULLANILAN TATLANDIRICILAR Rejimciler için tatsız bir süpriz olacak ama şeker yerine kullanılan tatlandırıcılar kilonun korunmasında nadiren faydalıolurlar. Bu 

tatlandırıcılarla kilo kontrolü sağlansa bile anne adaylarının bunları kullanırken dikkatli olmaları önerilir.Ne yazık ki, hamilelikte sakkarin kullanımı ile ilgili yeterince araştırma bulunmamaktadır.Hayvan deneyleri, hamilelerin bu maddeyi 

almalarının, yavrularda kanser gelişimine yol açtığını göstermiştir.Tatlandırıcılar insanda plasentayı geçtiği ve 

bebekteki dokulardan çok yavaş atıldığı için,hamilelik öncesi ve hamilelik süresince sakkarin kullanılmaması akıllıca olur. Öte yandan çalışmalar,hamilelik sırasında tatlandırıcı olarak 

aspartamın(nutrasweet) kullanılmasının zararlı etkisi olmadığını göstermiştir.Hekimlerin çoğu hamilelik sırasında 

bu tatlandırıcının ılımlı miktarda kullanılmasına izinverebilir. Ama aspartamlı tatlandırıcıların katıldığı pek çok ürünün besin değeri olmadığından hamile kadınların bunları alırken 

seçici olmasında fayda vardır. Hamilelik sırasında en güvenilir tatlılar doğal meyve ve meyve sularıdır. Daha besleyici tatlı ve içecekler yerine midenizi diyet içeceklerle doldurmak size bir fayda sağlamayacaktır. EV İÇİ 

TEHLİKELER Ev temizleme ürünleri: Bir çok temizlik ürünü yıllardır kullanımda ve temiz evler ile doğumsal kusurlar arasında birbağlantı henüz kurulamadı.Temizlik maddelerini 

ara sıra tesadüfen solumanın gelişmekte olan bebeğe zararlı bir etkisi olduğunu henüz hiçbir çalışma gösteremedi.Eğer temizlik ürünlerine maruz kaldıysanız bunun için 

kaygılanmayın ama hamileliğin kalan süresi boyunca makul ölçüde temizlik yapın. Aşağıdaki uyarılara dikkat edin • Ürünün kuvvetli bir kokusu ve dumanı varsa doğrudan 


solumayın.Havalandırması iyi olan bir yerde kullanın yada hiç kullanmayın. • Aerosoller yerine pompalı spreyler kullanın. • Hiç bir zaman(hamile değilken bile) klorlu ürünleri amonyaklı 

olanlarla birleştirmeyin,bu karışım öldürücü dumanlar çıkarabilir. • Etiketlerinde zehirli olduğuna ilşkin uyarı bulunan 

fırın temizleyici ve leke çıkarıcı ürünleri kullanmaktan kaçının. • Temizlik yaparken lastik eldivenler kullanın,Bu yalnızca ellerinizi korumakla kalmaz,deriden zehirli kimyasal 

maddelerin emiliminide engeller. • Temizlik yaparken her zaman bulunduğunuz ortamı havalandırmaya özen gösterin. Kurşun: Son yıllarda kurşunun uzun yıllardır boya parçalarını yutan çocuklarda zeka geriliği yaptığıbilinmektedir. Hamile 

kadınları ve bebeğide etkilediği keşfedilmiştir.Bu metale fazla miktarda maruz kalmak hamilelerde yüksek tansiyon riskini arttırmakta ve hatta düşük nedeni olmaktadır.Bebekte ciddi 

davranış sorunları ve nörolojik sorunlardan,küçük doğumsal kusurlara kadar değişen zararlara neden olur. Neyse ki kurşuna maruz kalmaktan korunmak, yol açtığı sorunların 

yanında çok kolaydır.İçme suyu,kurşunun ana kaynağı olduğu için,suyunuzun kurşunsuz olduğundan emin olun.Evinizin boyasıda kurşun içerebileceğinden,herhangi 

sebeple evinizin boyası kazınıyorsa evden uzakdurun. Başka bir kaynak da çini porselen yada çanak çömlekteki kurşunun bulaştığıyiyeceklerdir. Eğer kuşku duyduğunuz antika yada eski bir tabak yada sürahiniz varsa içinde gıda saklamayın. Böcek öldürücüler: Bazı böcekler sizin için bir tehdit gibi görünsede aslında hamilelik açısından tehlike oluşturmazlar.Ama onları yok etmek için kullandığınız ilaçlar bebeğiniz için daha büyük bir tehlikedir.Bulunduğunuz bölge yeni ilaçlandıysa,koku kaybolana kadar dışarıçıkmayın. Pencerelerinizi kapayın. Eğer apartmanınız ilaçlanıyorsa ve siz bunuerteletemezseniz, kendi evinizin kapı ve pencerelerini sıkıca kapayın.Mutfak dolaplarını sıkıca kapatın ve yemek hazırlanan bölümünün üzerini örtün.Apartmandan bir iki gün uzak durun ve eve döndüğünüzde sık sık pencerelerini açıp havalandırın. Mümkünse böceklerle doğal yolla mücadele edin.Kazara böcek ilacına maruz kaldıysanız hemen paniğe kapılmayın.Kısa süre ve dolaylı maruz kalma bebeğinize hemen zarar vermez.Açık havaya çıkın ve derin nefes alıp verin Hamilelikte Tatil ve Seyahat Hamilelik sırasında bir mola vermek harika bir fikir,bulunduğunuz yerden uzakta geçireceğiniz birkaç gün sizi çok rahatlatacaktır.Tek yapmanız gereken bu seyahate çıkmadan önce doktorunuz ile görüşüp güvenliğiniz için neler yapmanız gerektiğini öğrenmek.Seyahate karar verdiğinizde bulunduğunuz yere en yakın hastanenin nerede olduğunu öğrenin.Ayrıca tıbbi dosyanızın bir fotokopisini yanınızda bulundurmak iyi bir fikirdir. Uzun turlar ve farklı bölgeler(çok sıcak veya soğuk) sizi yorabilir. Hamileliğin zaten fiziksel aktivitenizi azaltacağını düşünerek,sizi daha az yoracak daha dinlendirici yerler seçin. Bazı hekimler hamileliğin erken dönemlerinde düşük tehlikesi olabileceğinden,ve hamileliğin son haftalarında doğum yaklaştığından seyahati önermeyebilirler. Araba veya uçak seyahati Araba seyahatlerinizde sık mola vererek, tren seyahatlerinizde oturduğunuz yerden sık kalkıp kısa bir yürüyüş yaparak kan dolaşımınızındüzenlenmesine yardımcı olmalısınız.Yolculuklarınızda sık tuvalet ihtiyacınızı hatırlayarak tuvalete yakın yerleri tercih edin.Bu yolculuklarda emniyet kemerinizi takmayı unutmayın.Bu sarsıntılarda bebeğinize gelebilecek zararları önleyecektir. Uçak ile seyahat Eğer uçak yolculuğu yapacaksanız, uçak şirketinin hamile yolcular için olan tüm uygulamalarını öğrenin. Hamileliğinizin 28-36 haftalarında bu yolculuk için doktorunuzdan bir sakınca olmadığına dair belge almanızgerekecektir. 36. haftadan sonra ise muhtemelen uçuşunuza izinverilmeyecektir. Hamile kadınlar için basıçsız kabinleri olan küçük uçaklarla uçmak uygun değildir.Çünkü basınç değişiklikleri su keselerinin erken patlamasına neden olabilir.Uçak yolculuklarında bol sıvı alın. Uçarken vücudunuz daha kolay su kaybedip dehidrate olabilir. Tropik bölgelere seyahat Genelde malarya (sıtma) açısından risk taşıyan tropik bölgelere gidilmesine izinverilmez. Bu hem anne hem çocuk için riskli olur. Annenin ölü doğum yapma riski artar.Ayrıca hamilelikte sıtma ilaçları zararlıdır. Aşılama Hamilelere özellikle canlı virus aşıları önerilmez.Ağızdan alınan ölü polyo (çocuk felci) aşısıuygulanabilir. Duktorunuz ile aşılamanın tüm ayrıntılarını konuşmalısınız. Anne adaylarının tatile çıkmasında herhangi bir sakınca var mı? Doğumdan sonraki yorucu ve bir süre için de olsa anneyi eve kapatan dönem düşünülürse, hamilelik dönemi güzel bir tatil için gerçekten de son şans diyebiliriz. Ancak, gebeliğin son iki ayında anne adaylarının uzun süreli yolculuklardan kaçınması gerekiyor. Bunun dışındaki zamanlar için anne adayının öncelikle doktoruyla konuşarak onay alması gerekiyor. Tatil mekanının seçiminde anne adayının dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir? Bu konuda oldukça dikkatli olmak gerekir. Aşırı sıcak ve yüksek rakımlı bölgeler anne adayları için uygun değildir. Yurt dışına gitmeyi planlıyorsanız, az gelişmiş ülkelere seyahat etmekten kaçınmalısınız. Çünkü hem bu ülkekerdeki tıbbi imkanların yetersizliği hem de bu ülkekerde yaygın olarak görülen malarya ( sıtma ) gibi mikrobik hastalıklar gebeliği olumsuz etkiler. Tatile çıkan anne adaylarının karşılaşabileceği sorunlar ve önlemleri nelerdir? Seyahate çıkan kişilerde en sık görülen problemlerin başında mikrobik ishal gelir. İshal aşırı sıvı kaybına yol açar. Bu durum anne adayının 

sağlığını ve anne adayından bebeğe olan kan akımını bozarak, gelişmekte olan bebeği olumsuz etkiler. Seyahate çıkarken ishali önlemek için önerilen antibiyotikleri hamilelerin kullanması sakıncalıdır. Anne adaylarında ishal görüldüğünde bol sıvı almak ve hekime danışarak antibiyotik kullanmak 

gereklidir. Bu risk nedeniyle tatilde beslenme konusunda dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir? Özellikle gezi 

sırasında içilen suya çok dikkat edilmesi, sadece kapalı kutularda satılan içeceklerin içilmesi, içeceklere kesinlikle buz eklenmemesi gerekmektedir. Dışarıda hazırlanmış salata, az 

pişmiş et ve mayonezli ürünlerin tüketilmesinden kaçınılmalıdır. Kendiniz ve bebeğiniz açısından düzenli 

beslenmelisiniz. Özellikle sıcak bölgelere giderseniz bol bol sıvı almaya özen gösterin. Buz kalıpları birçok yerde şebeke suyundan yapıldığı için içecekleri buzsuz tüketin. Lifli 

besinlerden zengin beslenmeniz ise kabızlığı önler. Tatil sırasında üzerinde durulması gereken başka önemli noktalar nelerdir? Öncelikle gidilecek yerdeki sağlık kurumları ve 

kapasiteleri belirlenmelidir. Acil durumlarda başvurabileceğiniz telefon numaralarını belirlemeniz gerekir. 

Ayrıca kan grubunuz, kullandığınız ilaçlar, alerjik reaksiyonlar ve gebeliğinizle ilgili tıbbi bilgilerin ve hekiminize ulaşılabilecek telefon numaralarının yanınızda bulundurmanız 

gerekir. Tatile çıkmak hangi anne adayları için riskli olabilir? Düşük öyküsü, rahim ağzı yetmezliği, dış gebelik öyküsü, 

erken doğum öyküsü, vajinal kanama, düşük riski, çoğul gebelik, hipertansiyon, diyabet, kalp hastalığı, diğer organ sistemlerine ağit kronik hastalığı olan gebelerin özellikle yurt 

dışı ve uzak yerlere seyahat etmekten kaçınmaları gerekir. Araba ve uçak yolculukları anne adayı için herhangi bir risk 

taşır mı? Araba ile yolculuk sırasında rahat edebileceğiniz koltuğu seçin gerekirse sırtınızı ve boynunuzu yastıkla 

destekleyin ve mutlaka emminiyet kemerinizi bağlayın. Emminiyet kemeriniz karnınızı sıkmayacak şekilde yeterince 

gevşek olmalıdır. Uzun sürecek yolculuklada saatte bir durarak biraz dolaşın. Yanınızda açıktığınızda 

atıştırabileceğiniz hafif ve besleyici yiyecekler ile su, meyve suyu gibi içecekler bulundurun. Yolculuk süresince tuvalete 

gitmeyi ertelemeyin bu idrar yolu enfeksiyonlarına neden olabilir. Uçak yolculuğuna birçok havayolu şirketi 36. 

haftasına dek uçuşlara izin verir. Ancak gebeliğin son 3 ayında özellikle 4 saatten fazla sürecek uçak yolculuğu 

zorunlu olmadıkça önerilmez. Özellikle uzun sürecek uçak yolculuklarında mutlaka bol sıvı alın, her yarım saatte bir kalkarak dolaşın ve bacakalrınızı sık sık hareket ettirin. 

Mümkünse uçağın kanat hizsındaki bölümde ve kalkarken rahat edebileceğiniz koridor kenerında bir koltuğa oturun. Tüm uçuş boyunca mutlaka kemerinizi bağlı tutun. Yolculuk 

sırasında hemen doktora başvurulması gereken durumlar var mıdır? Vajinal kanama, şiddetli karın ağrısı, aşırı kusma, 

vücutta şişlik, şiddetli baş ağrısı, ishal, ateş, ve bebeğin hareketlerinde azalma durumlarında doktora başvurmak gereklidir.





















9 ay boyunca vücutta çeşitli değişiklikler olması nedeniyle anne adayları zaman zaman sorunlarla



İLK 3 AY
Gebeliğin başlangıcına, embriyonun rahim duvarına tutunmasından itibaren salgıladığı beta-hCG hormonu ve vücutta yarattığı etkiler damgasını vurmaktadır. Bu hormonun etkisi ile önce halsizlik, yorgunluk, çabuk yorulma, uykuya meyil, göğüslerde hassasiyet, hafif bulantı ve karında şişkinlik hissi gibi genel değişiklikler ortaya çıkar. Gıdalarla tüm vitaminlerin yeterince alınabilirken, folik asit ihtiyacı tam olarak karşılanamamaktadır. Bu nedenle dikkat edilmesi gereken nokta, folik asit vitamininin eksik edilmemesidir. Aslında folik asit takviyesine gebelikten yaklaşık 3 ay önce başlayarak bebekte gözlenebilecek sinir sistemi anomalilerin önüne geçilebilmektedir. Eğer erken başlanmadı ise folik asit desteği için en ideal olanı içerisinde 800-1000 mg folik asit barındıran bir multivitamin kullanmaktır.  Gıdalar seçilirken süt ürünlerine mutlaka ağırlık verilmeli, her gün mutlaka süt, yoğurt ya da peynir tüketilmeli ve pastörize olmasına dikkat edilmelidir. Çiğ et barındıran gıdalar tüketilmemeli, hijyenik açıdan riskli gıdalardan uzak durulmalıdır. Gebeliğin tüm dönemleri için geçerli uyarı, gebelikte sıvı ihtiyacının fazla olmasından dolayı bol sıvı alımının ihmal edilmemesidir. Su ve doğal meyve suları gibi sıvıların bol tüketimi oldukça faydalıdır. Gebeliğin erken döneminde, özellikle 6-12. haftalar arasında sabahları bulantı ve kusma yaşanabilir. Kahve, yağlı ve aşırı baharatlı yiyecekler, sigara kokusu, parfüm gibi bazı kokular bu şikayetleri arttırır. Çoğul gebeliklerde daha da sıkça görülen bu şikayetler bazen gebeliğin ilk habercisi olabilir. Üç gün süre ile hergün üç kezden fazla kusma ya da sürekli kusma olması yeterli besin almanızı engelleyerek kilo kaybına ve bebeğin de beslenmesinin bozulmasına neden olur. Böyle bir durumda hastanede kısa süreli bir misafirlik ile serum, mineral ve vitamin desteği gerekebilir.
Gebelik süresince damarların genişlemesine bağlı olarak kan basıncının da düşmesiyle yorgunluk, baş ağrısı, bulantı ve hatta bayılmalar olabilir. Kalp atışlarındaki hızlanma, daha fazla kanın daha hızlı şekilde damarlarda dolaşmasına neden olur; böylece bebeğin oksijen ihtiyacı karşılanır ve vücut ısısı da artar. Bazen yaşanan burun tıkanıklığı veya burun kanaması ile dişleri fırçalanırken diş etlerinde kanama olması da bu nedenledir. Bu dönemde hipotansiyon yönünden dikkatli olmak gerekir. Oturulan yerden veya yataktan hızlıca kalkmak ve gün içerisindeki çok yoğun aktivite, efor hipotansiyonu şiddetlendirebilir, başdönmesi ile bayılma görülebilir. Bu açıdan hareketleri biraz yavaşlatmak, gebelik öncesi hızlı hareket alışkanlıklarını sınırlandırmak ve başdönmesi hissedildiğinde en kısa sürede istirahat oldukça önemlidir.
Düşük riski özellikle ilk 10 hafta içerisinde daha yüksektir. Bu dönemde gözlenecek bir kanama halinde, hemen istirahata geçerek doktorunuza haber vermeniz gerekir. Kahverengi leke tarzı kanamalar sık görülür. Asıl korktuğumuz açık kırmızı renkli kanamadır. Doktor kontrolünü takiben mutlak istirahat gerektirir.
İlk 3 ay içerisinde bebeğin tüm organlarının gelişmesinden dolayı özellikle bu dönemde kullanılan tüm ilaçların, doktorun kontrolünde olması gerekir. Gerekmedikçe çok sayıda vitamin kullanımından, gereksiz antibiyotik veya ağrı kesici kullanımından kaçınılmalıdır. Düşük riski halinde bazı gebelerde faydalı olabileceği düşünülerek kullanılan progesteron içeren hap ve iğnelerin de tüm gebeliklerde, “Aman düşük olmasın” zihniyetiyle kullanımından kaçınılmalıdır.
Bu dönemin son haftasında (12-13. haftalar) bebeğin ilk anomali taraması yapılacaktır. Ultrasonografide bebeğin ense bölgesinin, burun kemiğinin ve genel ölçümlerinin değerlendirilmesi ile kanda yapılacak bazı hormon ölçümleri sayesinde bebeğin anomali taşıma riski belirlenir. Doktorunuza önemli ipuçları vermesi açısından bu inceleme kesinlikle atlanmamalıdır.
İKİNCİ 3 AY
Bu dönem gebeliğin keyfine daha iyi bir şekilde varılabildiği dönemdir. Vücudun gebeliğe adaptasyonu ile birlikte rahatsızlıklar hafifler, bebeğin haraketlerinin hissedilmesi ile birlikte anne ile bebek arasındaki duygusal bağ çok farklı bir boyut kazanır. Bu dönemde iştahta artış olur ve kilo alımı hızlanır. Karbonhidrat açısından zengin olan gıdalar (ekmek, makarna, hamur işi tatlılar) kilo artışını hızlandırır. Kilo artışını kontrolde tutmak için diyette gerekli bazı düzenlemeler yapmak gerekir. Ancak her gün yarım saatlik hafif tempoda bir yürüyüş veya yüzme, kilo kontrolünü sağladığı gibi kasların da gücünü yitirmemesine yardımcı olur.
Bu dönemde ayak ve bacaklarda sıkça görülen kramplara magnezyum ve kalsiyum takviyesi yapılması şikayetleri azaltır. Gebelik süresince progesteron hormonu, mide ve bağırsaklardaki düz kaslarda gevşeme, bağırsak hareketlerinde azalma ve kabızlığa, mide asidinin yemek borusuna kaçması ise yemek borusunda yanmaya neden olur. Yemeklerin uzun süre sindirim sisteminde kalması, daha çok besin maddesinin emilimini sağlayarak bebeğin daha iyi beslenmesini sağlar. Gebeliğin özellikle son dönemlerinde görülen kabızlık sonrası aşırı ıkınmanın, hemoroid oluşmasında rolü vardır. Bu dönemde büyüyen bebeğin ve vücudun hayati organlarının ihtiyacını sağlamak için, annenin kalp atım hızında artış olur ve pompalanan kan artar. Eğer daha önceden kalp hastalığınız varsa gebelik kalbinize ekstra yük olacaktır.
Kanlanmanın artışına bağlı olarak vajinal akıntıda da artış olur. Akıntının kokulu olması ve kaşıntı ile birlikte görülmesi, ilişki sırasında yanma yaşanması, tedavi gerektiren bir enfeksiyon olduğunu düşündürür. Tedavi edilmeyen vajinal enfeksiyonlar düşük ve erken doğuma neden olabilir. 16-18. haftalarda bebeğin anomali testi tekrarlanmaktadır (üçlü test). Daha önce yapılan ikili test (12.-13. haftalarda) veya bu dönemde yapılan üçlü testte anomali riskinde bir artış saptandı ise, amniosentez ile bebeğin genetik yapısının değerlendirilmesi gerekir.
26. haftada ise gebeliğe bağlı diyabet araştırılması yapılmaktadır. Bu amaçla 50 gram şeker içilmesini takiben, bir saat sonra kan şekeri ölçülür. Eğer yüksek düzeyler saptanırsa, daha detaylı tetkiklere geçilir. Gebeliğe bağlı diyabet genellikle diyet ile kontrol altına alınabilir.
SON 3 AY
Gebeliğin bu döneminde alınan kilolar, taşınan bebeğin ağırlığı ve duruş pozisyonundaki değişiklikler sırt ağrılarına neden olabilir. Bazı gebelerde gebelik hormonlarının etkisiyle kalça kemiklerinin birleşim yerlerinde gevşeme olur, kalçalarda ve öndeki çatı kemiğinin üzerinde ağrı ve sancı hissedilebilir. Son üç ayda ani ve ağır hareketlerden kaçınmak gerekir. Bazı gebeler yürürken zorluk çekerler. Gebeliğin bu döneminde rahimin ve bebeğin büyümesi kaburgalara baskı yaparak ağrıya neden olabilir.
Gebeliğin son dönemlerinde bacaklarda ve ayak bileklerinde şişlik sık görülür. Yüz, el ve el bileklerinde şişme olması, pre-eklampsiye gidişin habercisi olabilir. Gebeliğin bu döneminde bazı gebelerde kan basıncı yükselir ve pre-eklampsi olarak adlandırılan riskli bir tablo ortaya çıkabilir. Bu nedenle son 3 ay kan basıncı ölçümlerine özen göstermek, atlamamak gerekir.

Gebelik devam ederken rahim kasları, doğuma hazırlık için yaklaşık 20 -30 saniye süren “Braxton Hicks kasılmaları” adı verilen geçici kasılmalar gösterir. Bu kasılmalar, hafif adet sancısı veya karında hafif gerginlik şeklinde hissedilir. Gebeliğin bu dönemlerinde, bebeğin başının doğum kanalına yerleşmesiyle idrar torbasına baskı olur ve sık sık idrara çıkma ihtiyacı duyulur. Gebeliğin son dönemlerinde öksürme ve gülme sonucu, idrar kaçırma şikayeti ortaya çıkar. Her ne kadar sık idrara çıkma ihtiyacı zahmetli bir hal alsa da bol sıvı tüketiminden vazgeçilmemelidir. Meyve ve sebzelerin yine bol tüketimi hem kilo kontrolünde hem de kabızlık şikayetinin hafifletilmesinde yardımcı olacaktır.
Bebeğin büyümesi ile birlikte rahim ve karın büyür. Yatış pozisyonunda zorluk ortaya çıkar. Sırt üstü yatmak annede rahatsızlık yarattığı gibi, bebeğe giden kan akımında da azalmaya neden olur. Sırt üstü yatmaktan kaçınmalı, mümkün olduğunca tercihen sol yan pozisyonunda yatmak gerekir.
Doğum işaretleri konusunda da bilgili olmak gerekir. 37 haftanın altında bu işaretlerin görülmesi erken doğum habercisi olacaktır. Karında düzenli aralıklarla sertleşme, kasılmalar, vajende bir bardak suyun boşalması gibi bir his, kanlı bir akıntı, erken veya vakitli bir doğumun başladığını gösterir ve hemen doktorunuza haber vermenizi gerektirir.